Pazar, Haziran 15, 2007 - akepe intihara gidiyor.
AKP'yi kuranların ve kurduranların, özellikle Tayyip Erdoğan'ın özel bir önem verdiği danışmanlarından ve operatörlerinden biri ile yemekte karşılaştık. Tam bir panik havasındaydı. Hayrola işleriniz iyi gitmiyor galiba! dedim.
- AKP'li: Tezkere krizinde oldu ne olduysa, büyü o zaman bozuldu, beklediğimiz sonuç çıkmadı, sonrasını zaten biliyorsunuz.
- Katılmıyorum, Edelman'ın YSK'ya ziyareti, Londra, Washington, New York, Dubai ve bazı şehirlerde daha AKP kurulmadan önce verilen sözler sonunuzu hazırladı. Devleti tanımadan, Anayasal organlardan ve milletten gerçek anlamda bir olur almadan küreyi yerinden oynatacak kararları alabileceğinizi sanmak çocukçaydı. Bu durum AKP'yi bitirdi.
- AKP'li: Hayır, bizi Özkök Paşa ve Paşalar bitirdi. Tezkere krizinde ne yapacağımızı bilemedik. Sorduk ne yapılmalı diye; İktidar sizsiniz, karar almak sizin işiniz, biz kararı uygularız dediler.
- Ama zaten siz orduya sormadan informel olarak her türlü garantiyi vermiştiniz. Asıl hata o değil mi?
- AKP'li: Tamam her türlü garantiyi ve tavizi verdik ama ABD'nin Doğu ve Güneydoğu'ya tam yerleşeceğini bilmiyorduk. Yani, ABD ve İngiltere Türkiye'yi işgal edeceklerdi, paniğe kapıldık.
- Ama ABD'lilere bu garantinin AKP'nin kurulması aşamasında verdiniz.
- AKP'li: Evet, çok yanlış yaptık.
- Peki o halde Özkök Paşa'nın ve Paşaların suçu ne?
- AKP'li: Onlar diyebilirlerdi ki; Tezkerenin çıkmasına karşıyız. Ancak asker kararı bize bıraktı!
- Normal, demokrasilerde zaten böyle olmaz mı?
- AKP'li: Tamam da, tezkerenin faturasını sonunda AKP'ye kesti ABD'liler. Asker, tezkereye karşıyız deseydi, parti ile ABD değil, ABD ile TSK karşı karşıya gelecekti, biz yırtacaktık!?
- Özkök Paşa ve Paşalar size tezkere çıkarmayın demedi mi?
- AKP'li: Hayır demedi ama cesaret edemedik!
- ABD, Türk askerlerinin başına çuval geçirdi ama ceza olarak?!
- AKP'li: Yahu o olayı hiç sorma. O Wolfowitz'in halt yemesi. Bizimkiler (AKPliler), tezkerenin öcünü TSK dan alalım diye ona akıl vermiş!
- Yoksa sizin danışman arkadaşlarınızdan biri ve İstanbul'da iki işadamı Wolfowitz'e asıl suçlu AKP değil, TSK demiş olmasın? Çünkü Amerika'ya söz verdiği gibi AKP tezkereyi çıkaracaktı! TSK'yı cezalandırma teklifi, iki işadamı ve bir danışmandan gitmedi mi?
- AKP'li: Çok büyük, çok fahiş bir hata yaptık zaten Wolfowitz Türk ordusunu bizimkilerin teklifi üzerine cezalandırmaya karar verdi.
- Tek başına mı?
- AKP'li: Yok canım, Tayyip Erdoğan ve ve Gül ile paylaşıldı, onlar da olur dediler.
- Yani Wolfowitz'in, ABD'nin bu çokbilmiş danışmanının ve İstanbul'daki iki işadamının: Türk ordusunu cezalandırma önerisine Tayyip Erdoğan ve Gül ya da Eş Genel Başkanlar Evet mi dedi?
- AKP'li: Maalesef öyle!... Tayyip ile Gül'ün gezileri bu plana göre ayarlandı. O gün Tayyip Erdoğan Rize de, Gül de Kayseri'de olacaktı. Çok ters bir şey olursa ikisi ABD'liler tarafından alınacaktı. Bu planı Wolfowitz hazırlamıştı.
- Ne tür bir terslik bekliyordunuz?
- AKP'li: Tayyip Erdoğan ve Gül'e yönelik askeri bir hareket olabilir diye düşündük.
- Yani AKP üst yönetimi, AKP'nin yıldız danışmanı ve İstanbul'daki iki işadamı Türk askerlerinin başına çuval geçirileceğini biliyor muydu?
- AKP'li: Evet tabii... Yanılmıyorsam bir de emekli bir Paşa biliyordu.
- Hiçbir kimse çıkıp ta Tayyip ve Gül�;;;;e bunun sonuçlarının çok ağır olabileceğine ilişkin görüş bildirmedi mi?
- AKP'li: Tezkerenin mecliste reddedilmesine çok kızmıştık. ABD Savunma Bakanı arkamızdaydı. Kendimizi çok güçlü hissediyorduk!
- Ordunun sessiz kalacağını mı düşündünüz?
- AKP'li: Biz değil, Wolfowitz öyle düşündü. Türk askerlerinin başına çuval geçirilince, Genel Kurmay Başkanı Özkök ve diğer Kuvvet Komutanı Paşaların, o günkü harekatın nöbetçisi Büyükanıt'ın isifa edip emekli olacaklarını öngörmüştük. Eğer o gün paşalar istifa etseydi, bizim Genel Kurmay Başkanımız hazırdı.
- Kimdi?
- AKP'li: Onu söylemem.
Bunlar Milli Görüşçü yazar Ahmet Akgül'ün AKP İntihara Gidiyor adlı kitabından alıntıdır.
Gazetecilerin, ulusal onurumuzu çiğneyen bu davranış karşısında ABD'ye nota verecek misiniz? sorusuna T.C.'nin başbakanı sıfatını taşıyan Tayyip Erdoğan'ın verdiği yanıt ise, Bu müzik notası değil. Öyle aklınıza her estiğinde verilmez. Ağırlığı ve ciddiyeti vardır... şeklinde olmuştur.
Ve ardından olayı incelemek amacıyla ortak komisyon kurulduğu, olayın incelendiği açıklamaları yapılmıştır. ABD'li generalin yaptığı söylenen inceleme sonrasında ortak açıklama yapılmasına sıra geldiğinde, ABD, ortak açıklamanın Washington tarafından onaylanmadığını gerekçe göstererek Türk tarafının açıklamasını 24 saat teyit etmemiştir. İşte bu 24 saat içinde ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld' in Tayyip Erdoğan'a yazdığı mektup ortaya çıkmıştır. Diplomatik teamüllere uygun olmayacak biçimde[1*] ABD Savunma Bakanı Rumsfeld'in Başkan Bush'un isteği üzerine diyerek Başbakan Erdoğan'a gönderdiği mektup konusunda da, 11 askerin başına çuval geçirilmesi olayında olduğu gibi, birbiriyle hiçbir ilişkisi olmayan açıklamalar gazetelerde yer almaya başlamıştır. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Rumsfeld' in mektubunun basında farklı yansıtıldığını, mektupta Türkiye-ABD ilişkilerinin stratejik öneminin ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne duyulan saygının vurgulandığını ve Süleymaniye'de yaşanan olaydan duyulan üzüntünün ifade edildiğini belirterek, Türkiye-ABD stratejik ortaklığı ve dostluğuna verilen önemden sözetmiştir. Yine Abdullah Gül, gazetecilerin Rumsfeld'in mektubundan yönetimin operasyondan haberdar olduğu mesajı çıkıyor mu? sorusuna, Yok, hayır diye yanıt verirken, 11 askerin kafasına çuval geçirilmesi olayını yerel bir olay ve yerel bir ABD subayının işgüzarlığı olarak açıklamaya devam etmiştir. Ve 18 Temmuz günü Rumsfeld'in mektubu gazetelerde yayınlanmıştır:
Umarım, askerlerimizin oluşturduğu ve gerçekleri araştıran Ortak Komisyon'un çabaları, bizim askerlerimizin ve subaylarımızın, Süleymaniye'deki tesise baskın yapmak için haklı ve acil nedenleri bulunduğu yolunda size güven kazandıracaktır. Bizim askeri güçlerimizin süratle hareket etmesinin temellerini, bir suikast tehdidi ve koalisyona karşı eylemlerin hızla destbalize edici sonuçları olabileceği oluşturdu. Ayrıca, hiç beklenmedik bir şekilde, çok sayıda silah, patlayıcı maddeler, detonatörler ve zamanlama cihazlarının gözaltına alınan üniformasız personel ile birlikte ele geçirilmesi mevcut kuşkularımızı daha da artırdı. Bizim anlayışımıza göre, ele geçirilen cihazların çoğu Türk güçlerinin genelde kullandığı türden değildi. Türk Hükümeti'nin, Kuzey Irak'taki koalisyon faaliyetlerine karşı zararlı bir harekete yetki vermeyeceğini ve desteklemeyeceğini biliyoruz, ancak gerçekler de gözden geçirilmek üzere Ortak Komisyon'un önündedir. Bizim askeri güçlerimiz harekete geçti, çünkü gözaltına alınanlardan en az bazılarının Kuzey Irak'taki koalisyon faaliyetlerine karşı komplo içinde bulunduğuna yönelik zamana duyarlı bilgilerimiz vardı.
Görüldüğü gibi, Rumsfeld, 11 askerin başına çuval geçirilmesi olayının, doğrudan ABD yönetiminin bilgisi dahilinde olduğunu ve haklı nedenlere dayandığını söylerken, aynı zamanda Türk hükümetinin Kuzey Irak'taki koalisyon faaliyetlerine karşı zararlı bir harekete yetki vermeyeceğini ve desteklemeyeceğini biliyoruz diyerek AKP hükümetini olayın dışında tuttuğu mesajını vermektedir. Mektubun metninin açıklanmasından önce Abdullah Gül'ün yaptığı açıklamaların tümüyle gerçek dışı olduğu da, böylece ortaya çıkmıştır.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Salı, Nisil 17, 2007 - RTE Barzani fark ne?
|
RTE Barzani fark ne?
RTE, Gül ve Arınç İle Barzani,Teröristbaşı Öcalan ve Osman Baydemir Arasında Bir Fark Var mı?Cevap; YOK! |
|
AKP Genel Başkanı
Mesut Barzani ---- Recep Tayyip Erdoğan ---- Abdullah Gül
Celal Talabani ---- Bülent Arınç ---- Dengir Mir Mehmet Fırat
(AKP"li İşgal Meclisi Başkanı) (AKP Genel Başkan Yardımcı)
İhsan Arslan (AKP Milletvekili) --- Hüsrev Kutlu (AKP Milletvekili)
Prof. Dr. Mümtaz Türköne, Prof. Dr. Atilla Yayla, Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, Hüseyin Gülerce (Zaman Gazetesi), Ekrem Dumanlı (Zaman Gazetesi), Fethullah Gülen, Ali Bayramoğlu, Nazlı Ilıcak, Cengiz Çandar, Prpf. Dr. Mehmet Altan, Teröristbaşı Abdullah Öcalan, Ahmet Türk (DTP Eş Genel Başkanı), Aysel Tuğluk (DTP Eş Genel Başkanı), Osman Baydemir (DTP"li bölücü Diyarbakır Belediye Başkanı), AB, ABD, Salih Kapusuz, Yeni Şafak, Zaman, Vakit, TGRT Haber, STV, Kanal 7, KESK, DİSK, Cüneyt Zapsu, Ahmet Davutoğlu, Egemen Bağış, Ömer Çelik, Ertuğrul Özkök, Fehmi Koru, Hasan Cemal, İsmat Berkan, Mehmet Ali Birand, Kemal Unakıtan, Hüseyin Çelik…
Bütün bu isimlerin ortak özelliği nedir?
- Türk Silahlı Kuvvetleri korkusu
- Türk Silahlı Kuvvetleri düşmanlığı, karşıtlığı
- Türk Silahlı Kuvvetleri"ni
“din, devlet, anayasa düşmanı” olarak göstererek
kendi lejyonerliklerini ve maşalıklarını saklamak
Bütün bu isimlerin bir başka ortak özelliği;
- vatanlarına ihanet içinde olmalarıdır!
Bu isimlerin bir başka ortak özelliği;
- emperyalizmin kulu olmaları,
- demokrasi, özgürlük, insan hakları ve hukuk gibi birçok kavramı
“milletinin devletinin ve ordusunun imhası” için kullanmalarıdır!
Bu isimlerin ortak özelliklerinden bir diğeri,
- yabancı devletlerin himayesi ve desteği altında
kendi devletlerini aşağılamak, yıpratmak ve hatta imha etmektir!
Mesut Barzani,
“TSK Irak"a girerse ve karışırsa; karşılığını görür!” diyor.
Bülent Arınç (TSK"yı kastederek),
“Meclis"e yapılacak bir türlü dayatmayı reddederiz!” diyor. Aynı Arınç, Edelman"ın dayatmasını ABD Elçiliği"nin ve Siyonizm"in dayatmalarını baş tacı etmesi enteresan değil mi?
RTE, her fırsatta Barzani gibi TSK"ya meydan okuyor.
Dengir Mir Mehmet Fırat her fırsatta Barzani gibi
TSK"ya meydan okuyor.
TSK"yı yıpratmak isteyen bu isimler kadar
AB ve ABD"nin de en büyük korkusu TSK!
Büyükanıtpaşa"nın basın toplantısından sonra ABD Dışişleri Bakanlığı ve Avrupa Parlamentosu"ndan gelen jet yanıtlar da bunun en somut nişaneleri!
ABD, “Tektaraflı operasyon yapamazsınız!” diyor, AB de yine aynı minvalde “CISSS!” mesajı veriyor, vermeye çalışıyor. Tıpkı mezarlıkta korkusundan ıslık çalanlar gibi AB ve ABD de, TSK"nın dik duruşu karşısındaki paniğini bu tarz yanıtlarla dindirmeye uğraşıyor.
Ve şimdi aynen Barzani gibi, AB gibi, Teröristbaşı Öcalan gibi konuşan RTE, Cumhurbaşkanı yapılmaya, aynı çizgide olan Abdullah Gül de başbakan yapılmaya çalışılıyor.
Acaba RTE ile Barzani arasında bir fark var mı? Yok!
Acaba Gül ve Arınç ile Talabani, Barzani ya da “Barzani"yi kucaklıyoruz! TSK"nın herhangi bir operasyonunu savaş sebebi sayarız!” diyen Irak Parlamentosu arasında bir fark var mı? Yok!
AKP ile IKDP (Irak Kürdistan Demokrat Partisi) arasında IKYP (Irak Kürdistan Yurtseverler Partisi) ve DTP arasında ne fark var? Cevap; hiçbir fark yok!
Peki RTE ile Osman Baydemir arasında bir fark var mı? Hayır!
Peki RTE, Gül ve Arınç"la Teröristbaşı Öcalan arasında ne fark vardır? Cevap; hiçbir fark yoktur!
Peki Yenişafak, Vakit ve Zaman ile Barzani arasında hiç fark var mı? Cevap; hayır yok!
Hep dikkatlerden kaçtı, Barzani"nin, Talabani"nin, ABD"nin, AB"nin, yani Büyükanıt Paşa"nın işaret ettiği Türkiye"yi hedef alanların ağzı, zihniyeti ve davranışıyla RTE"nin, AKP"nin, Gül"ün, Arınç"ın, Bakanlar Kurulu"nun ve medyanın bir kısmının ağzı, zihniyeti ve davranışının aynı olmasını niye irdelemiyoruz?
Vakit"in, Yeni Şafak"ın ve Zaman"ın TSK düşmanlığı ile Barzani"nin TSK düşmanlığının tesadüf olmadığını biliyoruz!
RTE, “BOP eş başkanıyım!” derken Barzani ile aynı ağza sahip olduğunu mu ifade ediyordu acaba?
Maskeleriniz düşüyor! İhanetleriniz bir bir ortaya dökülüyor!
ABD, İsrail, Yunan ve AB ajanı olmakla itham edilenler, pişkince başkalarını ihanetlerine engel olmakla suçluyor. Türk adaletinin ve Türk Milleti"nin önünde ihanetinizin hesabını vereceksiniz! Bugün Tandoğan"da bunun ilk adımı atılmıştır…
Saygılar
SESAR |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Mart 14, 2007 - TAHRİK PANELİ
Kürt Ulusal Çalışma Grubu 4 Mart´ta "Kerkük Kürtlerindir" paneli düzenliyor. Toplantı davetiyesinde yer alan cümleler PKK ve Barzani ağzı ile yazılmış
HÜKÜMET peşmerge lideri Barzani ile görüşme peşinde koşarken Diyarbakır'dan bir biri ardı sıra Türkiye karşıtı haberler geliyor. İstihbarat birimleri 8 Mart ve 21 Mart nevruz şenliklerinde PKK provokasyonları için hükümeti uyarırken, Barzani'ye yakınlığıyla bilinen ve çoğunluğunu eski DEHAP ve HADEP yöneticiler ve Öcalan'ın eski avukatının oluşturduğu grubun Diyarbakır panelindeki konuşmalar da Kürtçe yapılacak.
PANELE çağrı metninde "Kerkük, bir Kürdistan şehridir. Bu gerçek, coğrafi, kültürel, siyasi ve halk yapısı açısından da dün de ve bugün de değişmemiştir. Kerkük referandumuna yaklaşıldıkça, Türkiye bu referandum sürecini sabote etmeye çalışıyor. Türkiye'nin Kürtler'e hakaret, şantaj, tehditleri gittikçe pervasız bir hal alıyor" diye PKK ve peşmerge ağızlarına yer veriliyor. Diyarbakır Belediye Başkanı ise nevruz şenliklerine Barzani ve Talabani'yi davet etti.
İl Başkanı Hilmi Aydoğdu, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.Hilmi Aydoğdu, Kerkük'e yapılacak olası bir müdahaleyi Diyarbakır'a yapılmış olarak değerlendireceklerini, Kuzey Irak'taki Kürt yönetiminin kazanımlarının, tüm Kürt halkının kazanımları olduğunu söylemişti.
Diyarbakır'ın Başkanı DTP'li olan Kayapınar Belediye Başkanı Zülküf Karatekin ,400 bin YTL'ye inşa ettirdiği bir parka Kürdistan haritası şeklinde süs havuzu da yaptırıyor. Diğer DTP'li ba
Barzani'ye yakınlığıyla bilinen ve çoğunluğunu eski DEHAP ve HADEP yöneticileri ile Hak-Par'lıların oluşturduğu Kürt Ulusal Çalışma Grubu "Kerkük Kürtlerindir" paneli düzenliyor. 4 Mart'ta Diyarbakır'da yapılacak paneldeki konuşmalar da Kürtçe yapılacak. Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu, Hak-Par yöneticilerinden Bayram Bozyel, avukat Sabahattin Korkmaz, yazar İbrahim Güçlü, Fuat Önen, Kürt Demokrasi Forumu Genel Sekreteri Eyyüp Demir'in konuşmacı olarak katılacağı toplantı için DTP başta olmak üzere siyasi partilere davetiye gönderildi.
Çağrı metnine dikkat
Çağrı metninde, şöyle denildi: "Kerkük, bir Kürdistan şehridir. Bu gerçek, coğrafi, kültürel, siyasi ve halk yapısı açısından da dün de ve bugün de değişmemiştir.
Irak Devleti Federal Anayasa'sının 140'ıncı maddesinde Kerkük'te, 2007 yılının sonunda referandumun yapılması kabul edilmiştir. Kerkük bu referandumla, Kürdistan'ın yönetimine mi, yoksa merkezi Irak yönetimine mi bağlanacağına dair statüsü hakkında karar verecek. Ama referanduma yaklaşıldıkça, Türkiye bu referandum sürecini sabote etmeye çalışıyor.
Türkiye'nin Kürtlere hakaret, şantaj, tehditleri gittikçe pervasız bir hal alıyor."
Grubun yöneticileri arasında Hak -Par eski Genel Başkanı Abdulmelik Fırat, Abdullah Öcalan'ın eski avukatı Medeni Ayhan da bulunuyor.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Mart 14, 2007 - 'Türkiye, AB'nin metresi gibi'
İngiliz Guardian gazetesinde yayınlanan bir köşe yazısında, Fransız bir diplomatın Türkiye’yi, Avrupa Birliği’nin(AB) metresine benzettiği, AB’nin Türkiye’yi ne kaybetmek ne de onunla evlenmek istediğini söylediği aktarıldı.
Geoffrey Wheatcroft imzalı makalede, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyeliğinin, umutlu bir koroya rağmen gerçekleşmeyeceği ifade edilen makalede bunun asla olmayacak anlamına gelmediği ancak üyeliğin yakın zamanda gerçekleşecek gibi görünmediği belirtildi.
Fransız bir diplomatın, Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri bir adamla metresi arasındaki ilişkiye benzettiği belirtilen makalede, Avrupa kastedilerek, adamın metresini kaybetmeyi de onunla evlenmeyi de istemediği ifade edildi. Makalede, “Türkiye bir kilisenin çalmayacak çanını bekliyor” denildi.
“TÜRKİYE BİR ENGELİ AŞINCA AVRUPA YENİSİ BULACAK”
Hoşlarına gitse de gitmese de Türklerin kabul etmesi gereken daha çok şey olduğu kaydedilen makalede, Türkiye bir engeli aştığında Avrupa’nın yeni bir tane bulacağı yazıldı.
Türkiye ile ilgili sorunun kültürel, ekonomik ya da dini değil, çok basit bir biçimde coğrafi olduğu ifade edilen makalede, Fransız bir politikacıya atıfta bulunularak Avrupa’nın sınırlarının Irak’a kadar genişleyip genişleyemeyeceği soruldu.
Kıbrıs’a da değinilen makalede, Annan Planı’na hayır dediği hatırlatılan Rum yönetiminin, ülkelerini, AB içinde en az sevilen üye haline getirdiği ifade edildi.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Mart 14, 2007 - SİTE İSTATİSTİKLERİM
| Aylara göre özet |
| 04/04/2007 |
| Ay |
Günlük ortalama |
Aylık Toplamlar |
| HIT'ler |
Dosya |
Sayfa |
Ziyaret |
Istemci |
KBayt'a Gore |
Ziyaret |
Sayfa |
Dosya |
HIT'ler |
|
| Nis 2007 |
21 |
21 |
18 |
11 |
32 |
0 |
47 |
74 |
87 |
87 |
| Mar 2007 |
25 |
25 |
22 |
13 |
295 |
1 |
409 |
684 |
787 |
788 |
| Sub 2007 |
44 |
44 |
42 |
20 |
440 |
1 |
567 |
1199 |
1254 |
1254 |
| Oca 2007 |
37 |
37 |
34 |
17 |
425 |
1 |
555 |
1066 |
1168 |
1171 |
| Ara 2006 |
23 |
23 |
20 |
12 |
306 |
1 |
386 |
620 |
719 |
719 |
| Kas 2006 |
157 |
157 |
13 |
9 |
210 |
5 |
286 |
414 |
4730 |
4730 |
| Eki 2006 |
38 |
38 |
30 |
8 |
172 |
1 |
259 |
937 |
1188 |
1188 |
| Eyl 2006 |
1 |
1 |
1 |
0 |
16 |
0 |
20 |
35 |
35 |
35 |
| Agu 2006 |
19 |
19 |
16 |
4 |
86 |
0 |
110 |
437 |
497 |
497 |
| Tem 2006 |
27 |
27 |
27 |
2 |
5 |
0 |
5 |
55 |
55 |
55 |
|
| Toplamlar |
10 |
2644 |
5521 |
10520 |
10524 |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cuma, Mart 2, 2007 - MUSTAFA KAMİL ZORTİ DEN İNCİLER NETEKİM
| Ya ağzını hayra aç, ya da edebinle sus Netekim! |
Emperyalizmin desteğine güvenerek Türkiye ile adeta alay eden Kuzey Irak’ın peşmerge ağası Mesut Barzani, nihayet son hamleyi de yaptı!.. - “Türkler, bağımsız Kürdistan’a alışsa iyi olur.” Barzani bu sözleri, belli ki işbirlikçi AKP iktidarının Türkiye’de yeniden ‘seçimleri kazanabileceği’ ihtimaline güvenerek söyledi!.. Bu sözler, aslında Türkiye’de uzun süredir uygulamada olan o ‘acı gerçeğin’ bir tespitidir!.. Millet olarak, işbirlikçiler tarafından ‘sistemli’ bir şekilde bazı şeylere alışıyor, alıştırılıyoruz!.. Bugüne kadar nelere alıştırılmadık ki?.. “Kerkük’e yapılan saldırıyı Diyarbakır’a yapılmış sayarız” deme cüretinde bulunan vatan haini, “AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçer”, “Diyarbakır BOP’un yıldızı olacak”, “Federasyonu tartışalım”, “Kürt varlığını tanıyoruz” sözlerini sarfedenlerin eseri değil midir?.. “Hepimiz Ermeniyiz” diye sokaklara dökülüp ‘Türk devletine’ meydan okuyan vatan hainlerinin gemiyi azıya almasında, ‘alt kimlik, üst kimlik’, ‘anayasal vatandaşlık’, ‘Türkiyelilik’ kavramlarıyla kafa bulandırmaya çalışanların hiç mi payı yoktur!.. Bu gidişle ‘Kürdistan’a da alıştırılacağız!..
* * *
Netekim, alıştırılmaya da devam ediyoruz!.. 28 Şubat Çarşamba günü, bir gazetenin manşetten verdiği şu sözlere bir bakın hele: * “Bölge valiliklerini eyalet için düşünmüştük. Kaç yıl var bilmem, ileride eyalet sistemine geçilebilir.” * “İstediğimiz kadar ‘Hayır’ diyelim, orada bir Kürt devleti var. Çünkü zamanında gerekeni yapmadık.” * “Diyorlar ki ‘Kürtler bağımsızlığını ilan eder.’ Edemez. Aynı haklar tanınırsa niye ayrılmaya kalksınlar?” * “Kerkük’te haklarımız var ama, işgale karşıyım. Türkiye Kerkük’e girerse bütün dünyayı karşısına alır.” * “Meclis’e komünist de İslamcı da giriyor. DTP de girsin. Seçim barajını, bu partiler için çıkarmadık.” * “Bugüne kadar Leyla Zana’nın randevu talebi olmadı. Ama olsa görüşürüm. Kimseden çekinmem.” Bu sözleri sarfeden kişi, bir ‘DTP’li değil!.. Ne yazık ki, öyle ‘sıradan’ bir kişi de değil!.. Bir zamanlar memleketi kurtarmak bahanesiyle ‘darbe’ yapıp devletin kaderinde ‘10 yıl’ söz sahibi olan, halen devletten en üst kademeden ‘emekli maaşı’ alan, devletin görevlendirdiği ‘resmi görevliler’ tarafından korunan bir zat!.. ‘Netekim Paşa’ namı ile meşhur Kenan Evren!..
* * *
İyi de, bir zamanlar, durup dururken ‘Kürtçe’nin yasaklanması’ kararına imza atarak bölücü örgütün taban tutmasına zemin hazırlayan, baskı ve zulümler ile ‘suçsuz günahsız’ insanları bölücülüğün kucağına iten o meşhur cunta lideri, bu Netekim Paşa değil miydi?.. “Haydi, our boy’s” teşviki ile darbe yaparak, Yunanistan’ın NATO’ya dönmesi için onay veren, yürekleri ‘vatan için’ çırpan gençleri işkenceden geçirip darağacına yollayarak ülkenin ‘geleceğini’ karartan Netekim Paşa, herhalde ‘yeni bir görevin’ gereğini yerine getiriyor olsa gerek!.. Mamak zindanında işkenceden geçirilen gençlik liderlerinden Muhsin Yazıcıoğlu şöyle diyor: - “Anlaşılıyor ki Evren, yeni bir taşeronluk görevi üstlendi. Binlerce Türk gencinin kanına giren teröristleri besleyenlere, onlara ağababalık yapanlara, hamilik görevine soyundu.” DTP Lideri Ahmet Türk ise şunları söylüyor: “Tabii bir değişim var dünyada. Merkezi yönetim anlayışı önemini yitiriyor. Diyalog arayışları içinde olan her düşünceyi doğru, mantıklı kabul ediyoruz. Bizim çabalarımız da bu yönde.”
* * *
Daha önce ‘Kıbrıs’ ile ilgili sarfettiği sözlerle de büyük tepki toplayan Netekim Paşa’nın bu sözleri, bölücü örgüte karşı mücadele yürüten güvenlik güçlerine karşı açık bir ‘darbe’ girişimidir!.. Sabahları ‘zeytin tanelerini’ sayarak yemek ile övünen Netekim Paşa’ya bir tavsiyemiz var: Ya ağzının fermuarını çekip, ‘nü resimler’ çizmeye devam et!.. Ya boyanı fırçanı aldığın gibi, ‘günahların’ ile birlikte Kuzey Irak’ın yolunu tut!.. Ya da Diyarbakır’dan ‘milletvekili’ adayı olup, seçildikten sonra DTP’nin başına geç!.. Yakışır netekim!..
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Şubat 24, 2007 - BİZ TÜRKLERİ AFFETMELERİNİ İSTİYORUZ!
Ermenistan Devlet Başkanı Koçaryan “Ermenilerden özür dilememiz gerektiğini” söylemiş.
Ermenileri “Soykırıma” tabi tutmadığımız ve onları, en insani şekilde “Tehcir” ettiğimiz için, özür diliyoruz.
· Ermenilere, vatanımızı ve devletimizi açtığımız için özür dileriz.
· Ermenilerin ihanetine göz yumduğumuz için,
· Ermenileri “Millet-i Sadıka” olarak gördüğümüz için,
· Ermenilere 1938’den itibaren Türkiye’yi teslim ettiğimiz için,
· Ermenilere insanca davrandığımız için,
· Ermenilerden, onlara, bizlere davrandıkları gibi, muamele etmediğimiz için ÖZÜR DİLİYORUZ.
· Etyen Mahçupyan’ı, – insan gibi, Türk gibi davranmaya devam edeceğimiz için – üzeceğimizden dolayı özür diliyoruz.
· Ermenilere “medeniyet” dersi vermeye devam edeceğimizden dolayı özür diliyoruz.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazar, Şubat 11, 2007 - F.GÜLEN' İN YENİ MİSYONU
GÜLEN' İN YENİ MİSYONU
ABD'nin küresel çıkarları konusunda desteğini arkasına alan Gülen örgütü, İslam dünyasındaki değişimin önderliğine soyundu. Cemaat, 25-27 Ekim tarihleri arasında İngiltere'de, "Geçiş periyodundaki Müslüman dünyası: Gülen hareketinin katkıları" konulu uluslararası bir konferans düzenleyecek...
Konferansa ilişkin oluşturulan internet adresinde toplantının amacı, "Müslüman dünyası siyasi ve sosyolojik olarak değişim ve geçiş sürecine doğru ilerliyor. Bu konferans, bu geçiş sürecine Gülen hareketinin geçmiş, bugün ve gelecekteki potansiyel etkilerini ortaya çıkarmayı amaçlıyor" şeklinde ortaya kondu. Konferansa ilişkin olarak "Bu hareketin kuzey-güney bölünmesine, doğu-batı ilişkilerine, Avrupa'daki insani toplumun gelişimine ilişkin projeleri bu konferansın amaçları için önemli bir yer teşkil ediyor. Gülen'in dini yeniden yorumlaması ve yeniden anlaması da İslamın yenilenme ve yeniden yorumlanması sürecinde açıklanacak" değerlendirmesi yapıldı.
Yardım kurumu niteliğindeki işleri ve projeleri yürütmek için yurtdışına çıktığı savunulan Fethullah Gülen internet sitesinde şöyle tanıtıldı:
"Türkiye'den bir İslami bilgin ve barış elçisidir. Türkiye'deki Müslümanların bütün jenerasyonlarından etkilenmiş ve yardım kurumu niteliğindeki işleri ve projeleri üstlenmek için yurtdışına çıkmıştır. Onlar şimdi 21. yüzyılın en dinamik ve etkili Müslümanlık inanışına sahip hareketini oluşturuyorlar. Bir mezhebe ait olmayan okulları ve üniversiteleri bularak ve inanca yönelik çalışmalar yaparak ahlaki ve dinsel bilinci artırmayı amaçlıyorlar."
Kaynak:http://www.nurettinveren.net
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|